Sahi Biz Nereye Gidiyoruz?

Temiz duygularla verdiğimiz kurbanlıklarda yapılan yolsuzluklarla kurbana geldik!

Tekel işçilerini Ankara’nın ayazında biber gazı eşliğinde havuza döktük!

Bir partiyi kapattık, İmralı’dan gelen talimatla Meclisteki yerini alan BDP’nin tabelalarını yeniledik!

İtfaiye çalışanları özelleştirmeye karşı Boğaz Köprüsü’ndeki eylemleriyle mücadelelerine devam ediyor…

Ormanlarımızda, yeni yıl için çam ağaçları kökünden sökülerek satılıyor…       Tutuklanan askerler geride gözü yaşlı sevdiklerini bırakarak intihar ediyor…

Bu arada her dört gençten birisi işsiz…

Para hırsıyla alınmayan önlemlerde, işçiler metrelerce yerin altında can vererek,  cesetleri simsiyah oldu…

Polisler, biber gazının acısını Milletvekilinden de çıkartıyor…

İkiye bölünmüş medya, yine kafa bulandırmaya devam ediyor…

Domuz gribinden ölenleri unuttuk, kim bilir kaç kişi daha toprağa verildi bilmiyoruz…

Şans oyunlarına bel bağlayan toplum, biletleri hemen hemen tüketti. Alamadım diye üzülmeyin, sahte biletler umudunuza cirit atıyor!…

Cep telefonlarındaki tarife kurnazlığı cepleri yakmaya devam ediyor…

Doğalgaz’da Ocak ve Şubat aylarında gelecek zamlarla, battaniye fiyatlarını iki katlayacak, siz en iyisi mi, bir odanızın peteğini daha kapatmayı ihmal etmeyin…

Kapatmak dedikte, aklımıza kapatılan DTP’nin yerine teşkilatlanan BDP’nin açılımını, Kandil’den gelen PKK’lının yaptığı geldi…

Rum Ortodoks Patriği Bartholameos, Amerikan televizyonuna; “Türkiye’de çarmıha gerildik” diyerek şikâyet etmiş, Aynı patrik Noel kutlamaları için ibadetini özgürce yapıyordu…

Gelelim hep bir olayın ardından konuşma özgürlüğü bulan insanların sözlerine!  Elazığ milletvekili Feyzi İşbaşaran; “ Ben fikrimi hep açık söyledim. Susmadım. Devletin ormanında kaçak villa yapmadım. Milyon dolarlarla ifade edilen rüşvetle protokol yapmadım. Özelleştirme mallarını peşkeş çekerken kimseye aracı olmadım. El feneriyle, Deniz Feneriyle hiç kimsenin malını götürmedim. Damadımın yönettiği şirkete radyo ve televizyonda almadım. Oğluma gemicik filanda almadım. Dünden beri evimin etrafında sivil adamlar dolaşıp duruyor. Bütün dünyaya, demokratik ülkelere, AB Büyükelçilerine sesleniyorum. Sesimiz kısıldı. Susturuluyoruz. Şantaj yapılıyor. Ölümle tehdit ediliyoruz. Benim çoluk çocuğumun ve eşimin can güvenliği kalmadı. Başıma bir şey gelirse sorumlusu Tayip Erdoğan’dır” diyerek zehir zemberek açıklamada bulunuyor. Ben bir şey anlamadım! Anlayanlarınız oldu mu?

Devam edelim.

Öğrenciler ellerinde kalem olması gerekirken, satırlarla birbirine tahammülsüzlük göstererek saldırıyorlar…

İnsan yakmaya alıştığımız şu günlerde, yine bir öğrencinin yüzüne Tuz Ruhu atılarak geleceği çirkinleştiriliyor.

Ya çorba içen magandalara ne dersiniz? Yahu siz hiç çorbanın içine konulan sirke yüzünden, rastgele tabancasını ateşleyerek ortalığı bir birine katanı hiç duydunuz mu? Pes doğrusu!

Vatanını, Yunanistan’a üç kuruşa satan ajanları işittiniz mi? Yuh olsun onlara ve onun gibi vatanını satanlara!…

Son yılların modası  “Darbe” ve “Suikast” söylemleri arasında, iki subayın yakalanarak ardından gelen polisin Cumhuriyet Savcıları eşliğindeki kışla operasyonu, ben yazıyı yazmaya devam ettiğimde hala sürüyordu…

Kişinin kişiye güveni kalmadığı bir ortama doğru sürükleniyoruz. Hani hep kurum içi eğitimlerde; “TAKIM RUHU” derlerdi. Sanırım biz, bunu yitirdik…

Adı bende saklı kalsın, sekizinci sınıf öğrencisine soruyorum;

“ Son günlerde okuduğun kitabın adını söyler misin?” Başını kaşıyarak sessizce;

“ Okumadım ki…”

“ Son üç ayda neler okudun?”

“ Hiiiççççç”

“ Peki,  gazete okur musun?”

“ Spor gazetesi dâhil mi?”

“ Hadi olsun bakalım”

“ Fanatik”

“ Peki, hiç kitap ve gazete okumadan, insanlarla nasıl konuşacaksın?” dediğimde, öğrencimiz başı önünde eğik ve sessizdi… Yazık, ki, ne yazık!…

Şimdi baştan aşağıya gelişmeleri bir toplayın, sonrada yukarıdan başa doğru unuttuklarımızı siz ekleyin. Bölmeye ve çarpmaya hiç gerek yok. Geriye ne kaldı dersiniz?

Bence koskocaman bir “ Sıfır”

Sahi aksiyonu bol başka bir ülke biliyor musunuz?

Vallahi Cüneyt Arkın’ın Bizans oyunları içindeki mücadelesini bile solladık!…

Biz nereye gidiyoruz? Bir bilen var mı?

Bu sorunun yanıtını da siz aramaya devam edin…

Dikkat Dikkat! Son dakika!.. Yeni yılın ilk zamları kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır!.. Hadi kolay gelsin!.. Eğlenebilirseniz eğlenin bakalım televizyonun karşısında, çizgili pijama ve terliğinizle… (Tuzu kurular, siz hariç…)

Yeni yılınızı kutlar, sağlık ve mutluluk dilerim.

Sevgilerimle…

Ertuğrul Erdoğan/Bursa

27 Aralık 2009