slider_img1

Duyurular...

MOR GÖZDEKİ HÜZÜN" adlı ilk öyküm Sarissa Yayınları'ndan yayınevinin politikasına göre basımı için,   "UYANIK OLMA SANATI" ile "SÜPÜRGELİKTEKİ DOSTUM" adlı çalışmalarım ise anlaşabileceğim bir yayınevi ile kitaplaşmayı beklemektedir...

----------------------------------------------------------

İLETİŞİM

FACEBOOK : https://www.facebook.com/ertugrul.erdogan

TWITTER  : twıtter.com @erterd

 


5 Aralık 2009 Tarihinde STAR TV'de Mesut Yar'ın sunduğu "Uyan Türkiye" Programına konuk oldum...

MESUT YARIN HAKKIMDAKİ YORUMU

Ertuğrul Erdoğan, gözlemleri ve analizleriyle gündelik hayat üzerine harika tespitlerde bulunuyor. Bunu her sabah ‘Uyan Türkiye”de tüm ülkeyle bölüşüyoruz; tamamdır yani… Fakat bir edebiyatçı olarak işlettiği süzgeci daha bir manalı geldi bana. Hayal dünyasının kapılarını zorladıkça, anlatılanın aslında hepimizin başından geçen ve fakat bir türlü itiraf edilemeyen gerçekler olduğunu görüyorsunuz… Yalın, samimi ve ilk bakışta yakalayan bir dili var Ertuğrul’un. Ve biliyorum ki bu lisanıyla edebiyatta önemli mesafeleri alacak. Almalı!!
- Mesut Yar –
MESUT  YAR’I ETKİNLİĞİME DAVET ETMEK İSTİYORUM
” MOR GÖZDEKİ HÜZÜN” adlı öyküm yayınevinin belirleceği bir takvimde SARİSSA YAYINLARI'ndan,  Gazetecilik Günlerimde geçen ilginç olayları konu alan “SÜPÜRGELİKTEKİ DOSTUM” adlı öyküm ise kitaplaşmayı beklemektedir. Yayımlandığında okurlarıma ayrıca duyuracağım. Öykü çalışmalarımın basımı halinde ise, Mesut Yar ; “Elbette kitabın çıktığında yanında olacağımı bilmelisin. Sonuçta o heyecanı iyi bilirim. Desteğin önemli olduğunu da…” sözü üzerine, Bursa Alışveriş merkezlerindeki etkinliğe Mesut Yar’ı imza günüme davet edeceğim…
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
"UYANIK OLMA SANATI" ADLI KİTAP ÇALIŞMAMIN ÖNSÖZÜ'NDEN BİR BÖLÜM

 

"Okuyacaklarınız günlük yaşamda hepimizin başından geçen veya geçebileceklerdir. Aşkla, işle,  siyasetle, dinle aldatıyoruz ve aldanıyoruz… Sokakta, evde, işyerimizde, köşe başlarında çarpılıyor, soyuluyoruz, yaralanıyoruz yerine göre de öldürülüp bir kâğıt parçası gibi kenara atılıveriyoruz, yaşamımızın en güzel baharında…

Yaşamınızda ne kadar güvendesiniz? Aldığınız önlemler nelerdir? Başınıza gelebilecek polislik bir olayda,  hukuki haklarınız nelerdir?  Güzel duygularınız,  dini kullanarak nemalanan sahtekâr din tacirleri tarafından sömürülmekte mi? Büyü gibi şeylerle paranız ve başka değerlerinize göz mü koyuluyor?  Siyasiler size verdikleri sözleri ne kadar tutuyor? Hiç partilerin seçim vaatlerini inceleyip, yaptıkları ve yapmadıklarını öğrendiniz mi? Kredi kartlarını bilinçli kullanıp, borçlarınızı en kısa sürede bitirme yöntemlerini biliyor musunuz?  Kitap okur musunuz? Bir konu üzerinde araştırma yapıp, donanımlı konuşur musunuz? İyi bir anne baba mısınız? Çocuklarınızla ne kadar ilgileniyor, onların sorunlarına duyarlı mısınız? Stresle aranız nasıl? İnsan, hasta, çocuk, tüketici, polisteki haklarınızı biliyor musunuz?  İşte daha birçok sorunun yanıtını bu kitabın içinde bulacak, okuduğunuz da, sokağa daha farklı çıkacak ve aldanmamanın yollarını bir nebze olsun öğrenerek bilinçli ve zırhlı olacaksınız…"

————————————————————————————————

 

Bugün 15 Kasım 2011 Posta Kutumdan " Simyacı" ve "Zahir" kitaplarının dünyaca ünlü Brezilya'lı yazarı "Paulo Coelho"dan bir kart aldım.

 

Kart'ta; "Follow your path with courage, don't fear the criticism of others. Above all, do not allow self crisicism you from following your dreams" yazıyordu..

Türkçesi sanıyorum;  "Cesaretle yolunu izle. Başkalarının eleştirilerinden korkmayın. Her şeyden önce, senin hayallerin  öz eleştiriye izin vermez.." şeklinde...

Teşekkürler dostum...

Not; "Simyacı" ve "Zahir" kitaplarını tavsiye ediyorum... Kaçırmayın!...

------------------------------------------------------

FACEBOOK Sayfam üzerinden önce kendi kitaplığımdaki mükerrer kitaplarımı bir soru karşılığında verdiğim etkinliğime bazı yazar ve yayınevleri yanı sıra Nilüfer Belediyesi Akkılıç Kütüphanesi'de 50'yi aşkın kitap desteği ile söz konusu kitapları okurlarıyla buluşturdum. Bazı yayınevi ve yazarlarla görüşmelerim devam etmekte olup, kitaplar geldiğinde etkinliğime kaldığım yerden devam edeceğim...

Facebook sayfam : https://www.facebook.com/ertugrul.erdogan

Sizleri de etkinliğime beklerim...

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------

DEPREM VE EVLİLİKLERDE "EĞİTİM" KONUSUNDA MİLLETVEKİLLERİ'NE YAZDIĞIM ÖNERİLER SES GETİRDİ

"EVLİLİK KURSU" FİKRİM HAYATA GEÇİYOR...

BASINDAN;

Evlenmek isteyenlere izdivaç kursu

  • yeni haber
  • Giriş Saati : 01.01.2012 16:17

    http://www.sabah.com.tr/Yasam/2012/01/01/evlenmek-isteyenlere-izdivac-kursu

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, aile içi şiddeti önlemek ve aile mutluluğunu sağlamak ilginç bir öneri gündeme getirdi.

Bakan Fatma Şahin, 'Nasıl ehliyet için kurs şartı varsa evlenmek için de olabilir' dedi

AİLE ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, aile içi şiddeti önlemek ve ailemutluluğunu sağlamak ilginç bir öneri gündeme getirdi. Bakanlığının 2011 yılındaki çalışmaları ve 2012 hedeflerine dair açıklamalarda bulunan Şahin, "Aile ve toplumhizmetleri alanında en sağlam tarafımız hep "ailemiz" diyoruz. En son yapılan araştırmalara göre, bu kadar dezenformasyona, sıkıntıya rağmen aile kurumunun hala çok güçlü şekilde devam etmesi hepimizi çok mutlu ediyor. Boşanmalarla ilgili her ne kadar 'çok arttı' şeklinde bir takım ön yargılar varsa da rakamların nüfus artışına bağlı olarak aynı oranlar içinde kaldığını ve yalnızca ekonomik krizin yaşandığı yıllarda boşanmaların da arttığını görüyoruz. Yani aileler ekonomik olarak yıprandığı, işsizlik arttığı zaman bu, boşanma oranını da direkt etkiliyor. O yüzdenekonomik olarak güçlendiğimiz, büyüdüğümüz zaman bu tür sosyal hadiseleri de daha iyi yönetebilir hale gelebiliyoruz" dedi.

Evlilik kursu

Bakan Şahin, şöyle devam etti: "Ama aile ve toplum hizmetleriyle ilgili bir irade beyanımız var. Mesela bir araba kullanırken bile kursa gidiyorsunuz, sertifika alıyorsunuz, nasıl araba kullanmanız gerektiğiyle ilgili. Ama evlilik birliği dediğiniz, ömür boyu devam edilmesi gereken ve toplum açısından çok önemli bir müessese. Evlilik kurumunu güçlendirmenin yolu çiftlerin bir ön eğitimden geçmesi. Yaşama ihtimali olan sorunları ona baştan söyleyip bunu nasıl yöneteceğini, buna karşı nasıl davranacağını anlatacağımız bir modeli ortaya koymamız lazım. Bir takım yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları bunu çok başarılı şekilde çalıştılar. Ben kendi şehrimden biliyorum. Üniversitenin, milli eğitimin, sağlığın, müftülüğün içinde olduğu bir eğitim programında birçok eşin şunu dediğini duyduk, 'Ben eşime teşekkür etmediğimi bilmiyordum, ama onun teşekkür beklediğini de bilmiyordum. Bu eğitim sayesinde farkındalığımız arttı, bilincimiz yükseldi ve birbirimizi daha iyi anlamaya başladık.' Biz o yüzden Aile ve Toplum Hizmetleri

Genel Müdürlüğü bünyesinde de bunun çalışmasını yapıyoruz."

Kaynak: http://www.sabah.com.tr/Yasam/2012/01/01/evlenmek-isteyenlere-izdivac-kursu

" Evlilik Kursu" fikrini milletvekillerine ben verdim... İşte e-mail yazımın örneği;

Önemli öneriler.../ ertuğrul erdoğan

Gelen Kutusu

ertuğrul erdoğan

09 12 2011

Kime: omer.celik, necati.cetinka., ali.demircali, turgay.develi, mehmetsukru.er., fatos.gurkan, ali.halaman, ali.kucukaydin, osmanfaruk.log., umit.ozgumus, necdet.unuvar, muharrem.varli, seyfettin.yilm., a.aydin, mehmet.erdogan, salih.firat, mehmet.metiner, murtazayetis, sait.acba, veysel.eroglu, ahmet.toptas, halil.urun, kemalettin.yil., ekrem.celebi, fatma.salmanko., mehmetkerim.yi.

Sayın Milletvekilim,

Sizlere önce görevlerinizde başarılar dilerim. İki  önemli konuyu dile getirmek istedim.. Bu konuda kanun değişikliği yönünde girişim yapma imkanınız olursa,  toplumumuzun yararına olacağını düşünüyorum;

Önce;

Bu ülkenin en büyük sorunu "EĞİTİMSİZLİK" tir... Evlenmek isteyen her çifte imza atmadan önce en azından 15 gün "EBEVEYN EĞİTİMİ" verilmesi mecburiyeti getirilmeli...

İkincisi ise;

Onlarca hırsızlık olayına karışıp, karakol, nezarethane ve hapishaneye girip çıkarak hala hırsızlık listesini kabartmaya devam edenlere yeni kanun gerekmez mi?

Ne yapılabilir?

Üçüncü kez hırsızlığa soyunanları devlet artık kontrol altına almalı, eğitmeli, sonra ona son kez bir yaşam hakkı vermeli, bir daha adaletin karşısına çıktığında, bu kez onun artık iflah olmayacağı kanaati ile devlet 10 veya 15 yıl içinde hem eğitim, hem de çalıştırarak topluma kazandırmaya devam etmeli... Çıktığında içeride çalıştırdığı dönem için emekli maaşı bağlamalı, olası yine suç işlediğinde yakalandığında; Artık devlet onu yaşam boyu koruma altına almalı...

Zira, araba hırsızlığından sonra tutanak tutan bir polisten, 250 ila 300'ü aşkın hırsızlık yaptıktan sonra hala dışarıda hırsızlığa devam edenleri kulağımla işittim...

Saygılarımla,

Ertuğrul Erdoğan

This e-mail address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

9 Aralık 2011/ Cuma

------------------------

DEPREM İLE İLGİLİ ÖNERİLERİM

Ekim ayı sonlarına doğru "İnşaat sektöründe çalışan her kim varsa eğitilerek sertifikalandırılması" konusunda bütün milletvekillerine yazdığım e-mail yazım ses getirdi!...

İşte Ekim ayı içinde Milletvekillerine yazıdığım yazılarımla ilgili haberler;

Artık büyük depremlerin ülkemizde kader olmaması için, gerek demir, gerekse çimento ve emek gücünün bilinçli kullanılması adına yapı sektöründe çalışan müteahhit, denetimci, usta ve çıraklara (kim varsa) eğitim şartı getirilmesi ve onlara deprem simülasyonları gösterilerek sertifika verilmesi konusunda bütün milletvekillerine Ekim ayı sonlarına doğru e-mail yazı göndermiştim ve 28.11.2011 Tarihinde “Kanal D” Haberlerinde yazmış olduğum şekilde, “İnşaatta çalışanlara müteahhitler tarafından sertifika verilmesi” haberini duyduğuma çok sevindim…

Daha önce yazmış olduğum konuyla ilgili yazımın linkleri;

Facebook: 28.Ekim 2011 Cuma saat 10:58

https://www.facebook.com/note.php?note_id=10150326290856324

30 Ekim 2011 Tarilli köşe yazımin konu ile ilgili linki; ( Aynı tarihlerde birçok sitede mevcuttur)

http://erdoganlaedebiyat.com/index.php/yazilarim/koseyazilarim/2011/403-kose-200011

Millitvekillerine yazdığım ikinci e-mail yazım;

Sayın Milletvekilim Selam,

Önce yeni görevlerinizde başarılar dilerim. Deprem gerçeği ülkemizin artık bilinen bir gerçeği... Ülkemizin eskiden beri çarpık ve denetimden yoksun bir şekilde yapılaşması neticesinde orta veya büyük ölçekli bir depremde büyük can ve mal kayıpları yaşamaktayız. Bu bağlamda bir iki teklifimi kanunlaştırırsanız ülkemiz yararına olacağı kanısındayım...

  • Önce oturduğumuz, okuduğumuz, çalıştığımız binaların "Sağlamlık Raporu"nun her bina içine asılması şartı getirilsin... Veya bütün binaların incelenmesinin en kısa sürede sağlanması,
  • Yapı denetimlerinin Japonya örneğinde olduğu gibi özelden alınıp, belediyelere verilmesinin sağlanması,
  • Her yıl Japonya'da olduğu gibi "deprem haftası" kutlansın ve bu günde; okullarda, camilerde, medyada ve halkın bir çoğuna ulaşılabilecek alanlarda uzmanlarca konu anlatılsın, etkinlikler, tatbikatlar yapılsın ve halkımıza deprem gerçeği anlatılsın...
  • Yapı sekteründe çalışan müteahhit, denetimci, usta çıraklara (kim varsa) eğitim şartı getirilsin, onlara deprem simülasyonları gösterilsin ve verilecek belgelerle iş yapma yetisi verilsin...

Bu konudaki talebimin önemsenmesi dileğimle,

tekrar çalışmalarınızda başarılar dilerim,

Saygılarımla,

Ertuğrul Erdoğan/Bursa

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

"İnsanlığın büyük yazgısı… İki lokma ekmek parası ve  çevremize  çöreklenen   terörle savaş  belasından kurtulmak adına sınırlar aşılan, uğrunda ana, baba, kardeş  ve sevgililer terk edilen, yanık türkülerimizin vazgeçilmezi göç.. Ve gidilen diyarda bilinmezlik içinde ürkekçe yaşanan yalnızlığımız…"

KARINCA İNCELİĞİNDEKİ YAŞAM“ ADLI KISA BİR ÖYKÜM ” GÖÇ ÖYKÜLERİ” KİTABINDA…

İzmir- Menemen sınırları içindeki  Seyrek Belediyesi’nin desteklediği ve  ” Seyrek Anam Evi” nin 2010′da düzenlediği “GÖÇ ÖYKÜLERİ” Yarışmasına “Karınca İnceliğindeki Yaşam” adlı kısa öykümle katıldım. Eserim Kitap içinde yayınlanmaya değer görüldü ve söz konusu kitap “Seyrek Anam Evi Çalışma Grubu Kültür Yayınları”ndan çıktı…

Elime ulaşan kitapta 33 değerli edebiyat arkadaşımın bir birinden güzel eserleri var…  Etkinliklere emeği geçen ve sorumlu Sayın Yılmaz Sunucu kitabın girişinde; “ Anaların evi sıcaktır. sevecendir.. Yollar ne denli zorlu olursa olsun yürünmesi gerekirse analar o yolu yürür. Seyrekli bayanlar aydınlık için, aydınlanma için kararlılıkla yürüyorlar.. Yolumuz uzun ve çetin… Bize katılır mısınız?” diyor…
Seyrek Anam Evi Çalışma Grubu Yürütme Kurulu Başkanı Sayın Nürgül UÇAR ise kitabın arka sayfasında; “Yolumuz uzun. Kararlıyız. Aydınlık için, aydınlama için bilimin insanlığın verileri ile “Seyrek Anam Evi Çalışma Grubu” olarak iyiye ve güzelliklere yürüyoruz. Yaptıklarımızın, yapacaklarımızın arkasındayız. Elinizdeki yapıt bunun kanıtlarından biri. Yapacaklarımız sırada. Bekleyiniz…” diyor..
Tüm emeği geçenleri kutluyorum…
Not:  Kitaptaki öykümü, sitemin “Öykülerim”  bölümünden okuyabilirsiniz…
—————————————————————————————

BENZİN 15 TL OLURSA ŞAŞIRMAYIN!” BAŞLIKLI YAZIM  “EDEBİYAT DEFTERİ COM” SİTESİNDEN YAYIMDAN KALDIRILDI!….

www.erdoganlaedebiyat.com sitem yanı sıra birçok edebiyat ve haber portalına verdiğim son köşe yazım olan “BENZİN 15 TL OLURSA ŞAŞIRMAYIN!” Başlıklı yazım  edebiyatdefteri sitesinden aşağıda tarafıma gelen mesajla kaldırıldığı belirtildi…
Sizlere, tarafına gelen mesajla, ilgili siteye verdiğim yanıtı içeren yazıyı aşağıda veriyorum;
Gönderen asran ( 5/13/2011 ) Edebiyat Defteri
Sevgili Erterd,
Sitemiz kurulurken oluşturulan kurallarda bahsi geçen “siyasi içerikli çalışmaların yayınlanması yasaktır” maddesi geçtiğimiz günlerde Sitemiz Kurucusu sayın Habib Dağ tarafından bütün üyelerimize toplu olarak gönderilen mesajla da bildirilmişti. Bu sebeple bugünkü çalışmanızın bir kopyasını size göndererek çalışmayı sayfanızdan kaldırıyoruz. Kişisel bir durum olmadığını tüm üyeler ve yöneticilerin de aynı kuralla bağlı olduğunu bildirmek isterim. Selamlar…
Yanıtım
Selam,
Edebiyat özgür yazıldığı ve başkalarına aktarıldığı sürece gerçek ve özgür edebiyattır. Ismarlama yazılarla edebiyat olmaz… Ve herkesin fikirlerini özgürce açıklayıp yayımlandığı sürece edebiyat olacaktır. Ağaçlardan, kuşlardan ve denizin güzelliklerinden mi sipariş usulü bahsedeyim…
İsterseniz “Edebiyat Nedir?” Birlikte bir göz atalım;
“Edebiyat, duygu ve düşüncelerin söz ya da yazıyla etkili ve güzel bir biçimde anlatılması sanatına denir.
Edebiyat eseri, bir dil ürünü olan yazılı ve sözlü eserlerin tümü. Bu bakımdan bir gazete haberinden sanat değeri taşıyan hikâye, roman, deneme, fıkra türüne kadar her türlü yazı edebiyat eseri sayılır.
Ben ne yaptım?
“Deneme” içinde ne yazdım? ” Duygu ve düşüncelerimi… Etkili mi anlatamadım?
Ben yazmazsam, siz yayınlamazsanız, kim öğrenecek yazılanları?
Yazımı yayımdan kaldırdığınız için teşekkür ederim!…
Önemli değil, bir daha sitenize yazı göndermem…
Bu haftaki köşe yazımda da sitenizdeki konuyu okuyucularıma duyuracağım…
Ama site olarak önce özgür olmayı deneyin bence…
Baskı aldıysanız bilmiyorum…
Mesajımı Habib beye de iletirseniz iyi olur!…
Saygılar,
Ertuğrul Erdoğan
——————————————————————————————————————-

BİR KİTAPTA SİZ GÖNDERİN,  ÇOCUKLAR SEVİNSİN…

Edebiyat Sever Dostlarım,
Yukarıda  gördüğünüz fotoğraftaki öğrencilere imkanlarım dahilinde kitaplığımdaki kitaplar ile  Bursa Kitap Fuarı’ndan aldığım kitapları  gönderdim. Çocukların gözlerinden mutluluğu görebiliyor musunuz? Eğer sizde bu çocukları yeni kitaplarla tanıştırmak ve sevindirmek istiyorsanız,  işte adresi;
YÜCEKÖY İLKÖĞRETİM OKULU
GERÇÜŞ/BATMAN
Gülcihan Dağlayan Geçili Öğretmenime Mesajım; 06 Mart, 22:34
Gülcihan Hanım,
Öğrencilerimizin okuyacaklarından bir şeyler kazanması bizimde kazancımızdır. İnanın bende çok mutlu oldum ve talebinizi daha da genişleterek köşe yazımda işledim. Sanırım okudunuz. Ayrıca, köşe yazımı gazetelerin hemen hemen tüm gazetecilerine gönderdim. Hafta içinde de bende bulunan birçok önemli kişiler ve arkadaşlarıma da göndereceğim zira MSN gönderme limiti günlük doluyor. Haftaya yayacağım. Yine FOXTV’de sabah programı sunan Fatih Portakal’a da gönderdim. Bu arada www.erdoganlaedebiyat.com sitemin “Köşe Yazılarım” bölümünde “Neden Okumuyoruz?” başlıklı yazımı okur musunuz? Ben öğretmenlerimizin farklı müfredatlarla öğrencileri kitap okuma alışkanlıklarını kazandıracaklarına inananlardanım. Size bu çabanızdan dolayı bende kutlarım ve başarılarınızın devamını dilerim.
Öğrencilerinizi gönülden öpüyorum… Ve onlara gelecekte büyük başarılar diliyorum.
Selam ve sevgilerimi iletirseniz sevinirim
Saygılar.
Yazımın linki:

http://erdoganlaedebiyat.com/bir-kadin-var-uzaklarda,kose-yazilari,1638.html

—————

Aldığım Yanıt;

 

Gülcihan Dağlayan Geçili/ 07 Mart, 18:35
Yazınızı okudum, çok beğendim, yüreğinize sağlık…
Yokluktan okuyamayanları; varlıkların şımarıklığına tercih ederim Erdoğan Bey… Bugün çocuklarıma sizlerden bahsettim, uzun uzun anlattım onlara insanlığa insanlığı borç bilenlerin varlığını… Gözleri ışıl ışıl oldu yavrularımın, çok sevindiler ve:
‘yani öğretmenim artık farklı kitaplar mı okuyacağız, ne güzel! Hep bunları okuyorduk, ezberlemiştik ‘ dediler.
Bu yavrucakları Türkçe bilmeden alıyoruz okula, ne onlar bizi anlıyor ne biz onları. Ürkek gözleriyle bakıyor, kendilerini olduklarından çok farklı hissediyorlar. Sonra harflerle beraber öğretiyoruz konuşmayı, gülmeyi, sevgiyi, dostluğu, kendilerine kendilerini… ve işte sizin gibi insanlardan öğreniyorlar paylaşmayı, ahde vefayı…
Çok çabalasak da az ilerliyoruz maalesef, iki dilin sıkıntısını öğrencilerde de, velilerde de, muhabbetlerde de çok yaşıyoruz. Burada 4. senem, onlara doğru birey olmayı öğretirken birazda onlara benzemek lazım geliyor, dünyaya biraz da onların gözüyle bakıyoruz, anlıyoruz dertlerini sıkıntılarını; çare olamasak da ortak oluyoruz işte…
Bilgi Hanıma da söyledim geçen gün; çok sıkıntılar çektik, çok badireler atlattık. Şimdi yaşadıklarımız, bize yaşattıklarınız, bu olumsuzlukların mükâfatı gibi geliyor. Yanınızdayız yalnız değilsiniz diyorsunuz aslında bize, sizi anlıyoruz diyorsunuz, mücadeleye devam yılmak yook diyorsunuz. Aslında çok şey söylüyorsunuz bizlere desteklerinizle…
Sağolun, varolun…
—————-
Yanıtım; 07 Mart, 22:45
Saygıdeğer Hocam,
Bugün Bursa Kitap Fuarı’na gittim. Stantları gezdim ve gördüğüm kitapları inanın sizin öğrencilerin elinde hayal ettim. Naçizane aldığım kitaplarla birlikte evden getirdiklerimi Gerçüş Postanesi’ne gönderdim. Oradan alırsınız. Umarım öğrencilerimizin talebi gerçekleşir ve farklı kitaplarla ufukları daha da gelişir. Farklı yerlerden de kitap geldiğinde haber verir misiniz? Esen kalın, çocukları bir kez daha öpüyor ve onların kitaplara olan duyarlılıklarını kutluyorum.
Bu arada sizinde “Kadınlar Günü”nüzü içten kutlarım.
Saygı ve Sevgilerimle,
e.e.

————————————————————————————————–

BURSA’NIN HER TARAFI BİLLBOARD OLDU!. ŞOFÖRLERİN DİKKATİ DAĞILDI…

Nilüfer İlçesi’nde bulunan Fatih Sultan Mehmet Bulvarı’nın orta refüjüne billboard kirliliği yaşanmakta. Şoförlerin dikkatini dağıtabilecek bu kirliliği protesto için ilçe belediyemiz başkanı Mustafa Bozbey’e e-mail yazdım. Yazım ve aldığım yanıt aşağıdadır. Sizlerde katkı verirseniz sevinirim…
From: Ertugrul Erdogan
Date: Thu, 10 Feb 2011 21:19:22 +0000
To: Mustafa Bozbey (Nilüfer Bld Başkanı)
Subject: Başkanım Fatih Sultan Mehmet Bulvarı’ndaki orta refüje yapılan billboardlar dikkat dağıtıyor…
Sayın Başkanım,
Fatih Sultan Mehmet Bulvarı orta refüje yapılan Büyükşehir imzalı billbordların reklam konulduğunda dikkat dağıtacağı aşikardır. Bursa’da caddelerde şoförlerin gözüne sokulurcasına yerleştirilen bilbordların kaldırılması için elimden gelen kampanyayı yapmaya çalışıyorum. Sizlerin de bu konuda desteğini istiyorum… Malum belediyelere gelir ancak seçimlerde de parası olanın bu bilbordlardan yararlanması hiç de adaletli değil.. Kısacası çok çirkin olmuş.. Lütfen bu çirkinliğe müsaade etmeyelim. Saygılar,
ertuğrul erdoğan/Nilüfer
Aldığım yanıt:
Kime: Ertugrul Erdogan, Abdullah Koç, Ali Karamık
Kimden: This e-mail address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.
Gönderme tarihi: 11 Şubat 2011 Cuma 05:39:59
Kime: Ertugrul Erdogan ( This e-mail address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. ); Abdullah Koç ( This e-mail address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. ); Ali Karamık ( This e-mail address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. )
Dogrudur.Konuyu Buyuksehıre ıletılmek uzere arkadaslarıma gonderıyorum.Duyarlılıgınıza tesekkur ederım. Sızde Buyuksehır Beledıyesıne aynı ıletıyı gondermenız ıyı olur.Selamlar
Not: 12 Haziran 2011 seçimi sonrası bilbordlar yukarıdaki fotoğrafta  gördüğünüz refüjden kaldırıldı ancak ben yazımı kaldırmayacağım!…
——————————————————————————–
BAŞBAKAN’IN KARS’TA “UCUBE” DEDİĞİ “İNSANLIK ANITI“NI BURSA NİLÜFER İLÇESİ’NE GETİRİLMESİ İÇİN BELEDİYE BAŞKANI MUSTAFA BOZBEY’E E-MAİL YAZIM VE ALDIĞIM YANIT
Kimden: Ertugrul Erdogan [mailto: This e-mail address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. ]
Tarih: 09 Ocak 2011 Pazar 18:55
Kime: Mustafa BOZBEY; This e-mail address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.
Konu: Başbakan’ın Ucube dediği Heykeli Nilüfer’e getirtelim… /Ertuğrul Erdoğan
Başkanım Selam,
Ben İlçenize yeni gelen ve edebiyatın içinde yazan Ertuğrul Erdoğan. Birkaç kez karşılaştık. Sanırım beni anımsadınız. Başbakan’ın Kars’taki İnsanlık Anıtı’nın kaldırılması kararı beni yazan olarak derinden yaraladı. Bu konuda yazdığım yazımı önce okumanızı istiyorum
http://erdoganlaedebiyat.com/%e2%80%9cucube%e2%80%9d-denilen-%e2%80%9cinsanlik-anitini%e2%80%9d,kose-yazilari,1573.html
Bir yazan olarak bu sanat eserini Nilüfer’de görmek isterim,
Bu konuda kamuoyu oluşturmaya çalışacağım…
Yanıtınızı bekler, iyi çalışmalar dilerim,
Saygılarımla,
ertuğrul erdoğan/Nilüfer Bursa
Not: 1) Yazımı “Köşe Yazılarım” bölümünden okuyabilirsiniz.
2) “Fatih Portakal’ın sunduğu “Çalar Saat” Sabah Haber Programı’nda yukarıdaki bahis konusu İnsanlık Anıtı’nın Nilüfere getirilmesi konulu mesajım okunmuştur. Buradan Fatih Portakal’a teşekkürlerimi sunuyorum.
————–
BAŞKANIN YANITI
Kimden: Mustafa BOZBEY ( This e-mail address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. )
Gönderme tarihi: 10 Ocak 2011 Pazartesi 18:35:33
Kime: Ertugrul Erdogan ( This e-mail address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. )
Sayın Ertuğrul Erdoğan,kesinlikle haklısınız.Bende kınıyorum..Selamlar
———————————————————————————————————-
SABAH GAZETETESİ YAZARI ENGİN ARDIÇ’IN İLHAN SELÇUK’UN ÖLÜMÜNDEN SONRA YAZDIĞI “YAŞIYOR MU?” BAŞLIKLI YAZISINA İSTİNADEN KENDİSİNE YAZDIĞIM E-MAİL(Yazıma yanıt geldiğinde yayımlayacağım)
Gönderme tarihi: 23 Haziran 2010 Çarşamba 14:33:15
Kime: This e-mail address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. ( This e-mail address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. )
Size merhaba demek bile istemiyorum,
“Yaşıyor mu?” başlıklı yazınızı okudum. Sanırım İlhan Selçuk’u özümseyerek okumamışsınız. Zaten okumuş olsaydınız bu şekilde bir yazı yazmazdınız. Siz, sırça köşklerde yaşayan, göbeği şiş para tüccarlarını ve devletin bankalarından alınan milyon dolarlarla satın alınan iktidara çanak tutan bir gazetenin sözcüsüsünüz.
Gazeteci dediğin, halkın sorunları ile ilgilenir, onların dertlerine ortak olur ve yazılarında dile getirir,
Siz ne yapıyor sunuz? Yaşıyor musunuz? Veya gazetecilik yaptığınızı mı zannediyorsunuz? Öyle gazetenin parasıyla yurtdışı gezileri yaparak gittiği yerleri turizm acentası gibi anlatmak halka birşey vermez. Örneğin, gençlerin okulları bitirmelerine rağmen işsizliğinden bahsedin. Tarım ve hayvancılığın nasıl yok olduğunu, dışarıdan et ithal etmek zorunda olduğumuzu, emeklilere verilen üç kuruş ile nasıl geçinileceğini, tatil yapma fırsatı ve ücreti bulamayan memurları yazın, dış borçların neden şiştiğini, gemiciklerden, politikacıların oğullarının ticaretteki hünerlerini anlatın. Eğer konu bulamıyorsanız ben size bulurum. Ben bir yazan olarak şu “Açılımların açılımlarını bir türlü öğrenemedim.” Siz Başbakan’a çok yakınsınız, onun açılım davetlerine katılanlardansınız hele bir soruverin madde madde, neymiş bir ben, birde halkımız öğrensin…
İlhan Selçuk’u beğenmezsin dimi? O farklı bir kalemdi, halkın sesiydi, Cumhuriyetin ve demokrasinin değerlerine önem veren birisiydi. Hem genelde hep neden sol düşünceye ait insanların hapis yattığını bilir misin? Bunu istersen bir araştır. Araştırdıkça da yanıtını kolay bulursun!.. İlhan Selçuk, dobra dobra yazardı gerçekleri, o hiç olmazsa sizin gibi kaypak bir gazeteci değildi..
Yazık!…
ertuğrul erdoğan/Bursa
Bu yazıma yanıt bekliyorum… (Güncelleme 12 Temmuz 2011) Bundan sonrada yanıt geleceğini zannetmiyorum…
————————————————————-

23. DÖNEM MİLLETVEKİLLERİ’NE YAZDIĞIM E-MAİL

Sayın Milletvekilim,
Türkiye’nin geleceği olan çocuklarımızda şu sıralar cep telefonu şirketlerinin birbiriyle yarışırcasına verdikleri 10 binlere yakın mesaj çekme hastalığı sarmış durumda… Çocuklarımız ellerinde cep telefonları artık ne ders çalışmayı ne de kitap okumayı akıllarına getiriyorlar… Sosyalleşmeleri unuttular. Ev, dershane arasında test döngüsüne birde mesajlar eklendi..
Sizlerden isteğim, bu konuda gerekli önlemlerin alınması ve Telekom şirketlerince mesajlara bir sınırlama getirilmesi. Yoksa ellerinden telefon düşürmeyen çocuklarımızı başka hastalıklar beklemekte…
Saygılarımla,
ALDIĞIM TEK YANIT
Ertuğrul Erdoğan/Bursa
Re: Gençlerdeki SMS Çılgınlığı‏
Kimden: ayşe akbaş ( This e-mail address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. )
Gönderme tarihi: 22 Nisan 2010 Perşembe 07:20:14
Kime: Ertugrul Erdogan ( This e-mail address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. )
Mesajınızı aldım..
İlgi ve hassasiyetiniz için teşekkür ediyor,
çalışmalarınızda
başarılar diliyorum.
Ayşe Akbaş
AKP Balıkesir Milletvekili

24. DÖNEM MİLLETVEKİLLERİNE YAZDIĞIM E-MAİL

Sayın Milletvekilim,
Önce yeni görevinizde başarılar diler, ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını temenni ederim.
“Çocukların Telekomünikasyon reklamlarında oynatılmaması “
konulu haber üzerine eski dönem milletvekillerimize yazdığım ancak sonuç alamadığım konuyu sizlere de sunmak istiyorum;
Malum çocuklarımızın sağlığı olduğu zaman akan sular durur. Onlar bizim geleceğimiz ve umutlarımız. Onların iyi düşünmeleri için sağlıklı bir vücuda gereksinim olduğu aşikârdır. Ve yine sağlıksız bir geleceğin de,  gerek insanlarımıza gerekse ülke ekonomimize oldukça zararları olacaktır.
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte çocuklarımızda ekran hastalığı aldı başını gidiyor.  Hele radyasyon yaydığı bilimsel olarak kanıtlanan cep telefonları ellerinden düşmemekte… Operatörlerin vermiş olduğu
10 binleri aşan mesaj kullandırma hakkıyla yaptığım araştırmada bu miktarı bitiren hatta ebeveynlerin baskılarına rağmen, ceplerinde bile mesaj çekmeye devam ettiklerini ne yazık ki tespit etmiş bulunmaktayım.
Bu da beni gerçekten çok üzmekte… Sizlerden isteğim, yeni yasama döneminde; biliyorum özgür alana müdahale edilmez ama bunun önünü de almamız onların sağlıkları açısından çok önemli.
Ayrıca; ülkemizde her dört çocuktan birisi de artık obezite.  Hem bu konuda yakınırız ve her alanda eğitim veririz ancak okul kantinlerimizde hala hamburger ve çocukları obezite yapacak
besinleri satmaya devam ediyoruz. Bu konuda da gerekli çalışmaları yapacağınızdan eminim..
Tekrar çalışmalarınızda başarılar diler, Saygılarımla…

“yazıma yanıt geldiğinde yayımlayacağım…”

———————————————————-

VATAN GAZETESİ YAZARI NECATİ DOĞRU‘NUN E-MAİL YAZISI
Kimden: Necati Doğru ( This e-mail address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. )

Gönderme tarihi: 28 Şubat 2010 Pazar 11:40:09
Kime: Ertugrul Erdogan ( This e-mail address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. )
MERHABA ERTUĞRUL BEY,
SİTENİZİ OKUDUM.
TEBRİK EDERİM.
HERGÜN TAKİP EDECEĞİM.
KALEMİNİZ ÖLÜMSÜZ OLSUN.
SEVGİLER.
SELAMLAR.
NECATİ DOĞRU
Not: Sayın Necati Doğru “SÖZCÜ “Gazetesi’nde yazmaktadır.
———————————————————–

Bursa’da iki ayda bir  yayımlanan ENSADER (Bursa Engelli Sanatçılar Derneği) için yazdığım derginin basımında,  derneğin 5 bin TL kaybından dolayı kirasını ve giderlerini karşılamakta güçlük çeken dernek faaliyetine son vermiştir...


——————————————————————————————————————-

OKUYUCULARIMDAN  YORUMLAR

K. S. TAYSUN Gönderme tarihi: 22 Şubat 2010 Pazartesi 08:41:20
Kime: Ertugrul Erdogan ( This e-mail address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. )
Ne Delikmiş Ama!.., Ben Bu Hükümetin…BİR ‘BAKAN’ GEÇTİ…
Bu yazılarınızı okudum…kaleminize sağlık…sanki Çehov, Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz’dan bir yazı okumuş kadar keyif aldım….Uslubunuz gerçekten muhteşem… yazılardaki karekterler hemen zihinde canlanıveriyor…
Kutlarım…arkadaşlarım da paylaşacağım…
saygılar…
——————————————————————-
Aysun Gül 17 Aralık, 09:41 (Facebook’tan)
Merhabalar Erdoğan bey,
Öykülerinize diyecek tek kelime harika. Elinize sağlık. Kendinizden parçalar taşıması ayrı bir güzellik katıyor. Doğal, samimi, anlaşılır çizgisi ve kelimelerdeki sağlamlık ayrıca güzel.
Selamlar
————————————————————–
İnternet sitesinde köşe yazdığım www.edebiyatdunyasi.net “EDEBİYAT DÜNYASI SEÇKİN ŞAİR ve YAZARLARI” adlı 383 sayfalık kitabını yayımladı. Kitabın 97 – 102 sayfalarında “ANNEM NERDESİN?” adlı kısa öyküm ile ” SARI EV” ve “SEVDA” adlı şiirlerim bulunmaktadır. Fiyatı : 6 TL dir. Edebiyat sever dostlarıma duyurulur. Kitap, www.edebiyatdunyasi.net adresinden (Yılmaz Çelik) temin edilebilinir. Sevgilerimle
——————————————————————————————————————-
" BEYNİMDEKİ OROSPU" , “OYUNCAĞIN ÖLÜMÜ” , “PORTAKAL BAHÇESİ”, “ BİR ‘BAKAN’ GEÇTİ” ” , ” NE DELİKMİŞ AMA!” ve “GAİPTEN GELEN SES” adlı yeni kısa öykülerimi ” Öykülerim”  bölümünden okuyabilirsiniz

————————————————————–

“Hayallerini Bana Verir misin?” başlıklı 20 sayfalık öyküm yine Sarissa Yayınları’nın ” Ortak Kitap 1″ adlı kitabında yayımlandı.
—————————-

  • Yazılarımı diğer edebiyat sitelerinde okumak ve yorumlamak için ” GOOGLE”a ” ertuğrul erdoğan” yazabilirsiniz.
  • Yazılarımın bulunduğu bazı siteler
  • Haber 50 (Nevşehir)  /  Hikayeler Net   /  Merhaba Aydınlık  / Özgür Pencere / Lavaracı / Sanatbank / Sendeyaz / Edebiyat Dünyası  /  İz Edebiyat  / Muhalefet Gazete  /  İnteraktif Türkiye / Medya Platform / Milliyet Blog …
    ---------------------------------------------------
    “SÜPÜRGELİKTEKİ DOSTUM” ADLI ÖYKÜME , KİTAP KURDU BİR OKURUN YORUMU
    Üslup akıcı, bazen okuduğumu unutup yazılanlarda yaşadım… Ara ara hüzünlendim, ” Bunlar gerçektir” diye düşündüm. Bazende, geçmişin labirentlerinde ağır ağır yürüdüm. ‘Bakalım nasıl toparlayacak’ diye merak ettim. Hoş süprizlerle karşılaştım. Gülümsedim. ( Neriman’ın rüyada gelmesi gibi) (Bankta uyukladığı bölüm) Yani, Erdal’ın yaşamından bir kesiti onunla birlikte yaşadım. Hatta, bir ara ağlayarak okudum ( şiir)
    Kalemine, yüreğine sağlık. Gerçekten zevkle okudum. Bak, sana yıllar evvel Turgut Özakman’nın yazdığı bir tiyatro oyunundan bir replik. Seninle paylaşmak istedim.
    Bazen, bir yaprakta bir orman yaşar çocuğum,
    Bir çift sahipsiz terlikte ise bekleyenlerin azabı.
    Bunları anlamadıysan ne mutlu sana.
    Ama birde fark ettiysen, o zamanda geçmiş olsun.
    Dünya gittikçe küçülüyor çocuğum,
    İnsanlarsa gittikçe yalnızlaşıyor.
    Birgün gramerde “Ben” den başka zamir kalmayacak.
    İnsanlar, yalnız ben bedbaht olayım diyecek kadar bencilleşecek.
    Yağmur nereye yağarsa, tartılarını oraya çekecek.
    Nesillerin çoğu alma ağacında büyüyecek..
    ” Teşekkürler ” erterd.                  jale …..
    ULVİYE SAVTUR (Şair ve Yazar)
    Sayın Erdoğan, sitenizi gezdim. Kaleminiz akıcı ve sürükleyici. Tanıdık mekanlar ve Ankara mutlaka ilgimi çekmiş olmalı. Anlatımınız dostla sohbet eder gibi. Bu nedenle okurken kendinizi yazının içinde buluyorsunuz. Tebrik ederim
    —————————————————————

    SİNEMA EMEKÇİLERİNDEN ” TÜNAY SÜER”İN YORUMU

    Sevgili Ertuğrulcuğum, sana samimi bir şey söyleyeyim mi?İster inan, ister inanma ama yemin ederim senin yazılarını okurken, insan dinlendiğini hissediyor. Akıcı uslubun ile gönlümüzün vaz geçilmez bir yazarısın sen. Bu anlatında o kadar güzel olmuş ki, sanki o memurlardan birisi de bizmişiz gibi hissettirmişsin. Yüreğine, kalemine sağlık değerli dostum.
    24.06.2009 tarihinde yorumlandı. (Hikayeler.Net)
    ” Memuriyet Dedikleri” adlı köşe yazıma yaptığı yorum.
    ——————————————————
    HABERTÜRK YAZANI NİHAL BENGİSU KARACA İLE EDEBİ ATIŞMALARIMIZ

     

    Kimden: Ertugrul Erdogan ( This e-mail address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. )
    Gönderme tarihi: 21 Ekim 2009 Çarşamba 07:42:08
    Kime: N. Bengisu Karaca ( Habertürk) ( This e-mail address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. )

    Sayın Nihal Bengisu Karaca,
    21 Ekim2009 Tarihli Haber Türk Gazetesi’ndeki Antalya Film Festivali’ne en iyi ilk film ödülü’nün “Anadilde Eğtimi Hakkı” nı savunan “İki Dil Bir Bavul” filmine gitmesi ve bu bağlamda CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ında iki derede bir arada kaldığını belirtilen ” HANGİ YÖNE DÖNSE AÇILIMA TOSLUYOR” başlıklı yazınızı okudum. Sanırım Sinema konusunda akademisyensiniz.
    Yazınızı okudum. Evet, sanat adına bulunulan ortamlarda, işlenen temalar ve görselliklerdeki konulara  politikacıların ve izleyenlerin nasıl tavır alacağı hususu zaman zaman zor bir durum olsa gerek… Ancak, ülkemiz şu günlerde gerçekten çok zor bir süreçten geçmekte.. ” Açılımı”nın içeriğini her ne kadar Sayın Başbakan’dan işitmediysek  de, ”Biz bu açılımı, sindire sindere gerçekleştireceğiz.” söylemi arasında ülkemize giren 34 PKK’lının  şovlarını,  bölücü örgütün posterleri ve  DTP’nin de öncülüğünde hep birlikte devletimizin önceden hazırlık yaptığı mahkeme kararları ile bir çırpıda serbest bırakılmalarını ve otobüstlerle şehir turları ile DTP’nin malzeme yaptıklarına şahit olduk.
    Evet, sizin bazı yazılarınızı okuyup, yazınızı tamamlamadığınızı belirtmiştim. İşte yukarıda belirttiğim gelişmelerin tartışılmasını ben iki liderin ağzından TV’de izlemek isterdim. Şu açıklanmayan ancak gelişmelerle nelerin olduğunu tahmin ettiğim “AÇILIMI” ilk ağızdan öğrenme hakkımızın olduğunu düşünüyorum. Bizim gibi bir ülkede, iki dilin ülkeyi ayrıştıracağını sizlerde biliyorsunuz. Baykal’dan görüşme teklif eden Başbakan, daha sonra telefonla görüşme talep etmiş ve Baykal’ın; “Buyurun kapımız açık, ancak görüşmeyi TV’den milletimiz de izlesin” teklifine Başbakan, TV’de görüşmenin “Ahlaksızlık” olduğunu söylemiş. Önce sormak isterim; Bu sizce doğru mu? TV’lerde demokratik ve medeniyet ölçüsünde tartışmanın neresi ahlaksızlık oldu. Biz bunun örneklerini daha önceleri gördük. Şimdi TV’lerde tartışan parti liderleri “Ahlaksız mı” oldu?
    İşte ben sizin yazılarınızı okurken, gerçekten bazı bölümlerinin eksik yazıldığını düşünüyorum. En azından köşe yazınızın sonunda bunlardan da bahsedip, yazınızı bağlayarak okuyucuların beklentilerini giderebilirsiniz.  Esas önemli kısımları atlıyorsunuz. Okuyucalırın bunları “Bilme hakkı vardır” diye düşünüyorum.
    Yine, sizin gazetenin yeni köşe yazarlarından Bekir Çoşkun’un “TAŞ AĞLAR” Yazısını okudunuz mu bilmiyorum ama, eğer okuduysanız görüşlerinizi de öğrenmek isterdim.
    Kusura bakmayın yorumum biraz uzun oldu. Bu arada size son köşe yazılarımın linkini ve yeni kişisel sitemin adresini veriyorum. İlgilenme lutfunu gösterirseniz mutlu olurum. Biz sizleri okuyoruz. Sizlerinde bizleri okuyacağınızı umarım. Demokrasi adına kazanç olacağını düşünüyorum…
    Kişisel sayfam;  www.erdoganlaedebiyat.com
    Sevgiyle kalın, sağlıcakla kalın..
    Ertuğrul Erdoğan/Bursa
    NİHAL BENGİSU KARACA’NIN YANITI
    Re: Ertuğrul Erdoğan’dan yazınıza yorum…‏

     

    Kimden: This e-mail address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.
    Gönderme tarihi: 22 Ekim 2009 Perşembe 01:47:09
    Kime: Ertugrul Erdogan ( This e-mail address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. )

    Görüşlerinizi ilettiğiniz için teşekkür ederim, fakat Erdoğan’ın ‘Tv karşısında’ olmaya itiraz ettiğini sanmıyorum, başbakan ‘kameralar eşliğinde’ görüşmeye karşı çıktı. Çünkü Baykal bu hareketiyle Erdoğan’a güvenmediğini ima ederek aslında hakaret ediyordu. Görüşmeleri kaydettirmek isteğinde bulundu, kamera istemesi bu yüzdendi. Takdir edersiniz ki, bu ince de olsa bir hakarettir. İki parti lideri görüşmek için biraz kendilerine ve muhataplarına güvenmelidir. Öte yandan, biz bu dağa çıkanlardan ne istiyoruz? Dağda kalsalar suç, dönüp gelseler suç!. Sahi ne istiyoruz biz? Biraz bunun üzerinde düşününün isterseniz… Esen kalın.

    YANITIM

    RE: Ertuğrul Erdoğan’dan yazınıza yorum…‏

     

    Kimden: Ertugrul Erdogan ( This e-mail address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. )
    Gönderme tarihi: 22 Ekim 2009 Perşembe 07:43:50
    Kime: N. Bengisu Karaca ( Habertürk) ( This e-mail address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. )

    Sayın Nihal hanım,

    İletinizi okudum. Tabiî ki demokratik bir ortamda herkesin kendine göre mutlaka bir görüşü var. Buna saygı duyuyorum. Bakınız gelişmiş ülkelerde gerek seçim zamanlarında veya önemli konularda, liderler TV karşısında halkın önünde görüş ve önerilerini açıklıyorlar… Türkiye’de böyle mi? Örneğin,  bir kanalda Erdoğan’ın görüşleri, diğer bir kanalda ise muhalefet konuşuyor, halk ne yapıyor; ya dizilerde, yada bir maçtaki topun peşinde.. Ben, Türkiye için önemli bir konuda her şeyin açık olarak halkın önünde konuşulmasını, gerekirse tartışılmasını, demokrasi aşığı olan bir vatandaş olarak isterdim. Umarım bir gün bu da olur. Bence, kendisine güvenen ve fikirlerinin arkasında olan, her yerde açıkça konuşur, hem Kameralar karşısında konuşmak daha hoş olmaz mı? Herkes, liderlerin “Ne demek istediklerini açıkça anlar” bundan daha demokratik ne olabilir ki? Gerçi doğru söylüyorsunuz, daha önceleri birbirleri hakkında atıp tutan ve arkasından konuşan kişilerin, birbirlerine ne derece güvenebilecekleri de aşikârdır. Siz ne dersiniz?

    Dağdakiler konusuna gelince, tabiî ki hiç bir ülkenin yönetimleri ve halkı, terörü ülkesinde görmek istemez. Önce, o yöre insanlarının dağa çıkış nedenleri üzerinde uzun araştırma yapmak ve neden- sonuç ilişkisi içerisinde, neler yapılması gerektiği ve uygulanması gerekir? Soruları üzerine odaklanılması gerekir. Peki nedir bu etkenler? Şimdi uzun uzun akademik açıdan konuyla başınızı ağrıtmak istemem. Malum, eğitimsizlik, işsizlik, gelir düzeyindeki adaletsizlik,  feodal yapı, ağalık gibi konuların bütünlüğü bu yöre insanlarının dağa çıkış sürecini, dış güçlerinde yardımlarıyla,  hep birlikte kendi ellerimizle sağlıyoruz. Tabiî ki onların Türkiye’ye gelişlerine karşı çıkan yok. Önce bu tür inişin ” ŞOV’A dönüştürülmemesi gerekir. Siyasi malzeme yapılmamalı, Gazetenizin bugünkü ( 22 Ekim) yazısında Fatih Altaylı, bu konudaki; “DTP Süreci Provoke Etmek İstiyor” başlıklı yazısının bir bölümünde;  ” Dağdaki yurttaşlarımızın inmesinden yanayım elbet, ama her şeyinde bir ’raconu’ var. Dağdan inmeyi bir zafer gibi bu milletin gözüne sokamazsınız. Çünkü değildir. Bunu bir gösteriye çevirirseniz, bu bir şova dönüştürürseniz, herkesi kırarsınız.” diyor. Ben onların bu şovunu izlerken, kırıldım. Ya siz? Yoksa tabiî ki bu vatandaşlarımız dağdan insinler, topluma kazandırılsınlar, onlarında bir yuvaları olsun ve Türkiye Cumhuriyeti’ne en iyi şekilde hizmet vererek bir bütünlük içinde yaşamlarını sürdürsünler. Değil mi?
    Gelişmeleri hep birlikte izleyeceğiz, umarım Türkiye Cumhuriyeti’nin bütünlüğüne, birlik ve beraberliğine zarar verilmeden hep birlikte aşarız…
    Esas dikkat edilmesi gereken; ” Su uyur, düşman uyumaz” deyimidir…
    Sonuçta ” BARIŞ” kazansın…
    Sevgi ve saygılar…
    Kendinize iyi bakın,
    Ertuğrul Erdoğan

    ————————————————————————————————————————-

    “Sayfama göstermiş olduğunuz ilgiden dolayı teşekkür ederim…”

    ———————————————————————————————-